Gerçek Dava Adamları Kimdir?

9.1.2020

Kıymetli okurlarım! 

Allahın selamı rahmeti bereketi üzerinize olsun. 

Dava adamı olmak  ülkülerin en yücesinde nefsi, her şeyi ile birlikte feda edebilmektir. Mallardan ve canlardan düşünmeden vaz geçebilmektir. Herkes uyurken gecelerini ilim yolunda kolayca gündüze çevirebilmektir. Sevdiklerine ansızın sürur içerinde veda edebilmektir. Firâvunîlerin zindanlarında Yusuf aleyhisselâm gibi hak ve hakikatlerin ortaya çıkması için izzet içerisinde sabır edebilmektir. Villalarda ve malikanelerde zevk-u sefalar sürenlere inat kuru ekmeğini dava arkadaşıyla paylaşabilmektir. Mal ve evlat yarışına girenlerin yanında mal ve evlat kazanımını bir çırpıda infak edebilmektir. Başkaları sıcak yataklarında yatarken soğuk topraklar üzerinde keyif duyarak nöbet tutabilmektir. Kurşunlar arı vızıltısı gibi işitildiğinde, havada barut ve yanıktan başka bir koku olmadığında ayakların dağlarla boy ölçüşürcesine sâbit olmasıdır. Kanlar içerisinde şehâdeti tadan kardeşinin gözlerini gurur içerinde kapatabilmektir… İşte dava adamı olmak böyle bir şeydir… Dava adamı olmak için çok ilimli yahut çok kuvvetli veyahut çok zengin olaya gerek yoktur. Dava adamı olmak için her şeyden önce kişinin davasında samimi olması gereklidir. Samimiyet dava adamlığının esası ve temelidir. Davasına karşı samimi olmayanlar asla dava adamı olamazlar. Dava adamlığı söylemi yapanların gerçek dava adamları olup olmadıkları davaları uğrunda harcadıklarıyla, terkettikleriyle, paylaştıklarıyla, fedakârlıklarıyla, gayretleriyle ve destekledikleriyle bilinir. Davam var deyip de dava adına çağrıldıklarında üç kuruşun hesabını yapanlar, beni karıştırma yahut bulaştırma diyenler, öne atılacak yerde kuytu yerler, karanlık köşeler arayanlar, diğerlerinin sırtından nemalananlar, şan ve şöhret peşinde olanlar, davasının dava adamlarını mücadelede haksız yere yalnız bırakanlar, asla dava adamı olamazlar. Dava adamlarının en büyük imtihanı ise tağûtî güçler, ışık almaz zindanlar, yokluk yahut sefalet değildir. Dava adına beraber yola çıktıkları vefadan yoksun sözde dava adamlarıdır. Zîrâ dava adamı, dışarıdan gelecek olan imtihanlara göğsünü peşinen siper etmiş durumdadır. Ancak beraber yürüdüğü ve güvenme ihtiyacı hissettiği kimselere karşı savunmasızdır. Dava adamlarının belini büken, sabırda sekteleten ve hatta istikâmet aynı olmak şartıyla başka bir yola sevkeden işte bu noktadan gelen haksız ve yıkıcı eleştiriler, hainlikler ve saldırılardır; vefasızlıklar ve karalamalardır… Bu durumlar dava adamlarının hayatlarında görüp görecekleri en büyük imtihanların başında gelir. Buna maruz kalmak dava adamları için geçilen imtihanların zirvesidir. Burası birçok dava adamının tıkandığı ve tükendiği noktadır. Ancak bu, davasında samimi dava adamları için paydos yahut emeklilik veyahut son değildir. Yıkıldığı yerden başka bir kalkış ile kalkışın mukaddimesidir. Küllerinden istikâmete yeniden kuvvetle girişin başlangıcıdır. Niyetlerin tazelenmesi, ihlâs ve takvanın ıslahıdır. Ağırlıkların atılması, hainlerin bertaraf edilmesi ve vefasızlardan arınmadır… Rabbimden bizleri samimi birer dava adamı kılmasını ve dava propagandası yaparak dava adamlarına imtihan olan sahtekârlardan korumasını niyâz ediyorum.

Vesselam... 

Suruç'ta siyasi denge iyileşme yolunda- Ömer GÜNER'in Köşe Yazısı

8.1.2020

Kıymetli Okurlarım!

Allahın selamı olan "Esselamün Aleyküm" ile sizleri selamlıyorum.

Mevzu hizmet ise fedakarlık herkes için olmalı diyorum.

Gönlünü memlekete adamış, halihazırda var olan millet vekilimiz ile beraber Aynı anda Suruç için  kendilerini adamış iki velinimet daha ilçemize şeref vermiş ve gerçek hizmet aşkı ile ilk günden beri dur durak demeden çalışan iki büyük isimden bahsetmiyorum. 

A)- Ak parti Suruç ilçe Başkanı Sayın Mustafa Doğan... 

Herkes tarafından tanınan ve sevilen, halkımız değerlerinden olan ve halktan biri olan, alçak gönüllü kişiliği ile makamında bir saniyesi boş geçmeyen, halkın kendisini yanlız bırakmadığı, sonuna kadar bu kutlu yürüyüşte arkasında dim dik durduğu, Çalışmaları ile göz doldurduğu artık herkes tarafından bilinmektedir. 

A, B, C grubu halk demeden, her kesime hizmet anlayışı ile hitap eden Sayın DOĞAN, çalışmalarını belirli prensip ve Ak Parti hizmet anlayışına göre yürütmektedir. 

Şimdi bu cümlede bağırarak şunu sormak istiyorum:" Hanginiz bizi biz olduğunuz için sevdiniz ve dürüst oldunuz?, hanginiz bu memlekette taş üstüne bir tane taş koydunuz?" 

Elbetteki Yaparsa Ak Parti yapar. Yaptı, yapacaklar da. Bundan kimsenin kuşkusu olmasın. 

B) - Suruç İlçe Kaymakamı ve Belediye Baskan Vekili Sayın Kenan AKTAŞ... 

İlçemize kaymakam olarak atanan Sayın AKTAŞ'ı ziyaret ettiğim günü çok iyi hatırlıyorum ve eminim Sayın Kaymakamımız da hatırlayacaktır. 

Şu ifadelere yer vermiştim:

"Sayın Kaykamım, sizden beklentimiz halktan biri olmanız ve halk ile iç içe yürüyen bir sembol olmanız."

Peki yaptı mı? 

Elhamdülillah yaptı ve şuanda halktan biri olarak içimizde yürüyen bir sembol haline gelmiş durumda. Suruç belediyesine kayyım olarak atanan Sayın AKTAŞ, hizmet için engel tanımıyor elhamdülillah." Ben burda isem herşey halkın menfaati için olacak" diyen bir kişiliğe sahip. 

Tabi halk olarak bu durumdan herkes memnun. Şikayetçi olan yok...

Eski Yatılı Bölge Okulunu mesire alanına çevirecek olması, Süleyman şah parkı düzenlemeleri, orman oluşturma hazırlıkları, her çarşamba gününü halk günü olarak düzenlemeleri, halkı dinleyip anında çözüm üretmeleri. Yol çalışmaları ve daha neler neler... 

İnançlıyım... 

İlçemiz bir sonraki seçim dönemlerine kadar gözle görülür elle tutulur her hizmeti tamamlayacaktır. 

Bununla beraber siyasi olarak destek sağlayacak olan bizler bir an boş durmayacağız. Bu Kutlu davada sen, ben, o demeden herkesin imdadına koşacak farkımızı gerçek manada ortaya koyacağız. 

Belirtiyorum... 

#yaparsaakpartiyapar   #yaparsakayyımyapar. 

Teşekkür ediyorum... 

Ak Parti Şanlıurfa Milletvekilimiz ve MKYK üyesi Sayın İbrahim Halil Yıldız'a ilçemize katkıları, hizmetleri ve destekleri için teşekkür ediyor ve iyiki varsınız diyorum. 

Durmak yok yola devam inşallah. 

Vesselam. 

 

 

Milli Piyango Ve Noel Haramdır

30.12.2019

Değerli kardeşlerim!

Allah'ın selamı rahmeti ve bereketi hepimizin üzerine olsun.

2019 yılını acısıyla tatlısıyla geride bırakırken yeni bir yıl olan 2020 yılına son 1 gün kalmıştır.  bu vesileyle hepinize yeni yılın Hayır getirmesini Allah'tan niyaz eder mekke'nin fethi'ni kutlarım. 

Değerli kardeşlerim, bizler müslümanız.Bizler Allah'ın bize emrettiği din olan İslam'a tabii kullarız. Dolayısıyla hıristiyanların yaptığı hiçbir şeyi yapmamamız gerekmektedir. Bunlardan bir tanesi hıristiyanların noel bayramlarıdır. Noel bayramı denilen şey hıristiyanların kutlamış oldukları bir gelenek türüdür ve bizimle asla alakası yoktur. 

Ikinci ve en önemli husus ise Milli Piyango safsatalarıdır. Üzülerek söylüyorum ki bugün bu saat tarih itibarıyle aldığım bir duyuma göre Milli Piyango biletleri Türkiye'de yani müslüman olan ülkemizde tükenmiş durumdadır. 

Oysa bu yollarla kazanılan paralarla yapılan hayır işleri bile geçersizdir. Taraflardan birinin kazanıp diğerinin kaybetmesi esasına dayalı bütün şans oyunları kumar kapsamında değerlendirilip haram kılınmıştır. Zira bir taraf kaybederken diğer tarafta hak etmeden kazanmaktadır. Buna göre şans faktörüne dayalı olan Piyango, Toto, loto, İddaa müşterek bahis ganyan gibi Tertip ve oyunlarda kumardır ve haramdır. Bu tür kumarların geniş kitlelerin iştirak etmesi sebebiyle zararı daha da yaygın olmaktadır. Bu tür oyunların hasılatından bazı kuruluş ve hayır kurumlarının yaralanması onları meşru hale getirmez ve haramlık hükmü değiştirmez. Zira Hz. Peygamber bu tür haram kazançların harcanmasını ve sadaka olarak verilmesinin mümkün olmayacağını haber vermiştir.

Buna ek olarak bir ticaret veya sanat ile meşgul olan kimse müşterilerine artırmak için onlar arasında kura çekerek veya belli bir miktarda alım yapanları işverenleri tespit ve tercih ederek hediyeler verebilir,Bir şeyler bağışlayabilir. Bunda sakınca yoktur. Piyango ve benzerleri böyle değildir. Piyango İdaresi başka bir iş yaparak ve o işten kazandığının bir kısmını ayırarak müşterilerine dağıtmıyor hibe etmiyor bağışlamıyor. bilet alanların paralarını topluyor çekiliş yaparak bir nevi kura çekerek Onların bir kısmını veriyor Kendisi de büyük bir pay alıyor. Bilet alanlar verdikleri para karşılığında bir mal veya hizmet almıyorlar. parayı idareye veya bileti kazananlara da bağışlamıyorlar. bilet alanın amacı az verip çok kazanmaktır. kazanma yolu da kumardır. yani birçok kişinin parasını bir araya getirip her biri büyük pay kendinin olsun diye beklerken işlerinden birkaçına vermekten ibarettir. 3-5 kişinin ortaya 1'er milyon lira koyup zar atarak Kağıt çekerek atlar koşturarak vs... Hangisinin ki kazanırsa parayı alması ile Piyango ve benzeri arasında bir fark yoktur. Dükkandan, marketten alışveriş yapan verdiği paranın karşılığını alan mal veya hizmeti almaktadır. Market sahibinin verdiği armağan ise onun kendi kazancından ayırıp verdiği bir bağıştır. kumar oynayan bu para karşılığında idare eden bir mal almaz. toplanan paradan verdiğine nispetle daha fazla olan miktarı kazanmak ister. kazandığı da diğer bilet alanların kazanmak isteyenlerin oyuna çekilişe katılanların paralarıdır. İdarenin kumar sayılan bu işlemden kazandığı paranın bir bir kısmını veya tamamını kamu yararına Hayır ve hastanede harcaması yapılan her şeyi meşhur ulaştırmaz. helal hale getirmez. haram sayılan yoldan kazanılan diğer paralar da böyledir. Onları iyi yerlerde harcamak yapılan işi meşrulaştıramaz. mesela elde etme yolu hırsızlık ise bunu hırsızlık olmaktan çıkarmaz hükmü değiştirmez.

Vesselam.